Kabir ziyareti, ilim, tefekkür ve kabrin
içindekine dua için yapılır. Ancak, ziyaret edilen kimse, bir peygamber veya
veli ise, onların ruhlarından manen istifade edilir ve feyiz alınır.
Bir peygamber veya salih insanın kabri ziyaret edilirken abdestli
bulunmalıdır. Eğer gusül abdesti alınırsa daha bereketli olur. Ziyaret
edilen zatı, sanki hayattaymış gibi hürmet ve edebi muhafaza ederek ziyaret
etmek gerekir. Büyükler bu konudaki edepleri şöyle belirtmişlerdir:
Büyüklerden birisinin mezarını ziyaret eden mürid, kalbini her türlü dış
alakalardan boşaltmalıdır. İçini dünya endişe ve bağlarından temizleyip
kalbini rahatlatmalıdır. Ziyaretini ettiği zatın ruhaniyetini sadece bir nur
şeklinde düşünmelidir. Kalbiyle kabirde yatan zata yönelmeli ve kabir
sahibinin feyizlerinden bir feyz ve hâllerinden bir hâl zuhur edinceye kadar
o nuru kalbinde tutmalıdır.
Mürid, yüce zatları yüksek makamları ziyaret ederken, mürşidini rabıta
ederek, onu önüne alarak ve gönlüne koyarak ziyaret ederse, hem kalbi uyanık
olur, hem edebi muhafaza edebilir. O zaman gelen feyiz kendisine göre değil,
gönlündeki mürşidine göre olur.
Allah dostlarının ruhları "illiyyin"
makamında bulunur. Bu makam Cenab-ı Hakk'ın huzurunda kabul görmüş
kimselerin ruhlarına tahsis edilmiştir. Bu şerefe ulaşan ruhların üzerine
devamlı ilahi nur, feyiz, ve ihsan akmaktadır. Bu sebeple onlar feyz
kaynağıdır. O kaynağa kalbini bağlayabilen kimse ondaki feyze ulaşmış olur.
Ziyaretçi, kabre yaklaşıp evvela selam verir. Mezarın ayak ucuna yakın sağ
tarafında durur. Ona karşı hayatta nasıl davranması gerekiyorsa aynı edebine
muhafaza eder. Bir Fatiha ve on bir ihlas okur. Sevabının bir mislini
ziyaret ettiği zata ve diğer müminlere hediye eder. Sonra oturur. Feyz almak
için kalbiyle kabirdeki velinin ruhaniyetine yönelir. Kalbinde bir eser
doğuncaya kadar bu hâl üzerinde kalır.
Ziyaretçi feyz almaya ve mevta da feyz vermeye kabiliyetli ise muhakkak bir
eser zuhur eder. Ziyaret edilen zat, seyr-i sülukundan sonra hâlkın irşadı
için geriye döndürülmüş ve irşada mezun kılınmış bir veli ise, meydana gelen
nispet eseri yavaş, durgun ve devamlı olur. Eğer mevta, cezbe hâlinde kalmış
ve irşat izni verilmemiş velilerden ise, gelen tesir ani, keskin, hızlı,
geçici ve çabuk olur.
Ziyaret edilen veli, ziyaretçi müridin mensup olduğu yolun büyüklerinden
değilse mürid, "telebbüsî" rabıta içinde, yani mürşidini önüne alıp onun hâl,
hareket ve kıyafetine bürülü olarak oturması lazımdır. Böyle yaparak feyz
alma işinde mürşidini arada vasıta etmelidir.
Bir velinin kabri ziyaret edilince, veli ziyaretçiyi tanır, selamını alır.
Veli kabri üstünde Allah'ı zikretmeye başlayan ziyaretçi ile beraber
zikreder. Allah dostları ölümle, bir evden diğerine geçmiş gibidirler.
Vefatlarından sonra onlara edilecek hürmet, hayatlarında olduğu gibidir,
kendilerine, hayatta gösterilen edebin aynısını göstermek lazımdır.109
Bereket olsun diye elini kabre sürüp eli yüze meshetmek veya kabri öpmek
uygun değildir.110 Kabre karşı namaz kılınmaz. Okunan sûre ve ayetlerin
sevabı Resûlullah (s.a.v) Efendimizden başlayarak geçmiş büyüklere,
kabirdeki zata, varsa etrafındaki mevtalara, vefat eden anne babaya, yakın
akrabaya ve diğer müminlere hediye edilir.
Kabrin başında Fatiha ve ihlas sûresi yanında Yasin, ve Mülk sûreleri de
okunâbîlir. İstenirse, Bakara sûresinin ilk beş ayeti (Elif Lam Mim),
Ayete'l-Kürsi, Amenerrasûlü, Takasür sûresi ve kolayına gelen başka sûreler
okunâbîlir. En dar zamanda, mevtaya selam verdikten sonra bir Fatiha üç
ihlas okuyup bağışlamak yeterlidir.
Büyük zatları ziyaret eden mürid, hayatta olan mürşidine de dua etmelidir.
Duanın kabul edileceği kıymetli zaman ve mekanlarda müridin mürşidini
dualarına katması, sadakatın ve sadık evlatlığın gereğidir. Bu aynı zamanda
duasının kabulü için en güzel bir vesiledir. Efendimiz (s.a.v) kardeşin ve
dostların gıyabında yapılan dualara meleklerin amin dediğini ve bu duayı
Yüce Mevla'nın hemen kabul ettiğini müjdelemiştir.111
Kabirdeki veliden bizzat bir şey istenmez; o vesile edilerek her şey Allahu
Teala'dan istenir. Mesela; ey Allah'ın dostu, beni affet, bozulmuş işlerimi
düzelt denmez. Ancak:
"Ya Rabbi, şu kabirde yatan peygamberinin (a.s)
veya dostunun hürmetine, ona verdiğin nur ve aşkın şerefine senden affımı
diliyorum, şu işimde hayırlı bir sonuç istiyorum"
denebilir.
Kabirleri ziyaret Allah rızası için yapılan bir vazifedir. Vefat eden anne
ve babanın kabirlerini Cuma günü ziyaret etmek müstehaptır.112
|