Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, toplanıp halka
hâlinde zikir yapanların meclisini şöyle övmüştür:
"Bir topluluk oturur da Allahu Teala'yı zikrederlerse, muhakkak onların
etrafını melekler sarar, onları ilahi rahmet kaplar, üzerlerine sekinet iner,
Allahu Teala onları, huzurundaki melekleri yanında anar.30.
Bir defasında Efendimiz (s.a.v) zikir için toplanan bir halkaya uğradı ve:
"Ümmetim içinde benim kendileriyle birlikte olmamı
emrettiği kimseleri yaratan Allah'a ham dolsun.".31
buyurarak aralarına oturup onları şereflendiler.
O günkü Müslümanların ilim ve zikir meclisini saadetli vücudu ve cenneti
süsleyen kalb-i şerifi ile şereflendiren Efendimiz (s.a.v), daha sonra bu
emaneti koruyan, Allah için halka kuran, oturup Yüce Allah'ı zikreden,
kendisinin tek mirası olan ilmi öğrenen kimseleri de yalnız bırakmaz. Allahu
Teala'nın izniyle bu garib ümmetini de rûhâniyeti ile şereflendirir; sevgisi
ve duası ile destekler.
Gavs-ı Bilvânisî (k.s) hatmedeki bu sır ve şeref hakkında şöyle sohbet
buyurmuştur:
"İnsanlar, bir araya gelip hatme/zikir yapmanın
faziletini bilselerdi, hasta ya da sakat olsalardı bile yine de sürünerek
hatmeye gelirlerdi. Çünkü hatmenin manevî reisi Hz. Rasûl-i Ekrem (s.a.v)
Efendimizdir. O, bu meclislere manen teşrif buyurur ve oradakilerin
dileklerini Allahu Teala'ya ulaştırır. Efendimizin (s.a.v) ilahi huzura
arzettiği şeyler geri çevrilir mi?"
|