Rabıta ile elde edilecek iki önemli sonuç vardır.
Birincisi zikir, ikincisi edeptir.
Bir insan için en tehlikeli hastalıklar gaflet ve kibirdir. Rabıta, gafleti
zikre, kibri tevazu ve edebe çevirir.
Rabıtanın hedefi, devamlı Allahu Teala ile huzur hâlini elde etmektir. Bunun
neticesi ise ihlas ve tevazudur.
Rabıta yoluyla kalbi desteklenen ve edeplenen mürid, her işinde sünnet üzere
hareket etmeyi öğrenir. Allahu Teala'ya güzel kullukta başarılı olur.
Büyükler, edeb ve şartlarına uygun olarak yapılan bir rabıtanın müridi
kemale erdirmek için yeterli olduğunu belirtmişlerdir. Rabıta sevginin
çokluğuna göre güzel ve devamlı olur. Rabıtada hiç bir şey gözükmese ve
hissedilmese bile, anlatıldığı adap üzere yapmaya devam etmelidir.
Mürid ihlasla yaptığı amellerini gösteriş veya kendini beğenmek sûretiyle
kaybetmesin diye büyükler rabıtayı emretmişlerdir. Rabıtanın en önemli
faydası müridi nefsinin terbiyesi ile kibir ve benlikten kurtarmaktır. Çünkü
bir yönüyle de rabıta, şeytanın hücumlarına karşı büyüklerin rûhaniyetine
sığınmak ve onlarla tehlikeden korunmaktır.
Rabıta yoluyla insan hayatını gönlündeki mürşidiyle paylaşmış olur. Kâmil
mürşid, müridin gerçek dostudur, hak yolunda en güvenilir rehberidir. Onu
her işinde önüne alan kimse hak ve hakikatten sapmaz. Mürşidin ruhaniyeti
müridin sevgi ve ilgisine göre kendisine tasarruf ve yardım eder. Bu gönül
beraberliği sayesinde mürid kibirden ve benlikten korunur, ihlası elde eder.
Yaptığı hayırlı amelleri gözünde büyütmez, kendisini beğenmez, malı ile
kibirlenmez, makam ve mevkiiyle övünmez, insanları küçük görmez. Yaptığı her
ibadetin sonunda ve elde ettiği her nimetin önünde, rabıta ile nefisini
muhasebeye çeker, kontrol eder. Buna devamlı rabıta hâli denir. Bu hâli elde
etmeye çalışmalıdır. Bunu başaran kimse gerçekten büyük bir saadeti ele
geçirmiş olur.
|