Sohbet, birisiyle beraber olmak, onunla aynı
meclisi, aynı atmosferi, aynı hâli ve yolu paylaşmak demektir.
Bu beraberlik cisimle ve gönülle olursa, hakiki sohbet olur.
Sahabe-i Kiram (r.anhüm), Allah Resûlü (s.a.v) ile sohbet ve beraberlikleri
ile bu fazileti ele geçirmişler, kendilerinden sonra gelen en büyük alim ve
arifleri fazilette öne geçmişlerdir. Onlar bu fazileti çok amelleri ve
yüksek ilimleri ile değil, alemlere rahmet olan Yüce Peygamberimizin (s.a.v)
saadetli sohbet ve nazarlarıyla şereflenerek elde etmişlerdir. Kendilerinde
sonra gelenler, ne kadar salih amel yapsalar, ilim elde etseler, onların
elde ettiği bu fazileti ele geçiremezler.
Manevi nazar böyledir. Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin ilim ve manevi
hallerine varis olan kâmil mürşidler, rabbani alimler ve arifler de,
Efendimizin (s.a.v) kalplere nazar etme, feyiz akıtma, onları sevgi ile
olgunlaştırma, uyandırma sıfatına derece derece varis olmuşlardır. İşte bu
nuru taşıyan zatlar ile aynı meclisi paylaşan, onların sohbet halkasına ve
feyiz dairesine girenler de, amelle elde edilemeyen nice feyze, şuura, nura,
sevgiye ve kalp uyanıklığına ulaşırlar. Sadatların terbiyesi ve feyiz
vermesi daha çok nazarla olmaktadır. Bunun binlerce örneği vardır. Onlar hiç
konuşmadan, doğrudan kalbe yönelerek ve oraya ilah feyiz akıtarak insanları
tövbeye sevk etmişler, Allah yoluna ısındırmışlar, kötü sıfatlarını
değiştirmişler ve onlara pek çok güzel haller kazandırmışlardır.
Bu yolun büyükleri:
"Kâmil müminin ferasetinden sakının; şüphesiz o,
Yüce Allah'ın nuru ile bakar." 67 hadis-i
şerifiyle övülen kimselerdir.
Lokman (a.s) oğluna demiştir ki:
"Oğlum! Alimlerle beraber otur, onların meclisinden
ayrılma. Şüphesiz Allah, gökten indirdiği yağmurla kuru toprağı
canlandırdığı gibi, nur ve hikmetle de ölü kalpleri diriltir."68
Resûlullah (a.s) buyurmuştur ki:
"Sizin hayırlılarınız, görülmeleri size Allah'ı
hatırlatan, sözleri ilminizi çoğaltan, ameli ahirete rağbetinizi artıran
kimselerdir."69
Mürşidin nazarı müride güzel hâller ve edep kazandırır. Bu nazarın müridin
kalbindeki hastalığa göre bir etkisi olur. Müridin kalbini ya Allah korkusu
veya ilahi muhabbet ile doldurur. Bazen de nazar cezbe hâlinde ortaya çıkar. |