Bir mürid, mürşidini ziyarete gittiği zaman
ondan izin almadan yanından ayrılmamalıdır. Gelmek irade ile fakat gitmek
müsaade iledir. Bir arkadaş ve dostunu ziyarete gidince de bu edebe dikkat
etmelidir. Bu konuda Resûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Sizden biriniz, kardeşini ziyaret edip yanında
oturduğu zaman, ondan izin almadan kalkıp gitmesin."101
Vakti müsait olup, tekkede uzun süre kalmaya niyetli olan kimseler kalmak
için izin almalıdır. Hem amelden hem de hizmetten kaçan kimseler, tembelliği
tercih ederek böyle yapıyorlarsa, hoş karşılanmazlar. Ziyareti uzun tutan
kimseler, eğer bütün vakitlerini ibadet, ilim, zikir, hizmet ve hayırlı bir
işle doldurabiliyor iseler, tekkede uzun süre kalmaktan zarar görmezler. Bir
mekanın hakkı verilemez ise, oradan hemen ayrılmak gerekir. Ancak kendisine
görev verilir ve ondan hizmet istenirse, kalmaya devam eder. Çünkü, Allah
için Allah dostlarına hizmet etmek, ibadettir.
Yolculuk yapan kimse konakladığı ve mola verdiği herhangi bir mekandan
ayrılırken vakit uygunsa iki rekat namaz kılarak ayrılmalıdır. Bu namaz
sünnettir. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, konaklamak için inmiş olduğu her
yerden iki rekat namaz kılarak ayrılırdı."102
Bu edebe Mekke-i Mükerreme'den ve Medine-i Münevvere'den ayrılırken de
dikkat etmelidir.
Yoldan gelen kimsenin sıhhat ve afiyet içinde dönüş hakkı ve bir şükür
olarak kardeşlerine bir şeyler ikram etmesi, dostlarına ziyafet çekmesi
müstehaptır. Resûlullah (s.a.v), Efendimiz Medine'ye geldiklerinde bir deve
kurban etmiştir.103
Resûlullah (s.a.v) yoldan geceleyin dönmeyi yasaklamış104 ve:
"Sizden biriniz, seferden döndüğünde haber vermeden,
aniden ailesinin yanına gece girmesin."105
buyurmuştur.
Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, bir yol dönüşünde ailesinin yanına geceleyin (geç
vakit) gelmezdi. Gelişini ya sabaha ya da akşamdan önceye rast getirirdi.106
Seferden genelde kuşluk vakti dönerdi.107 Önce mescide uğrayıp iki rekat
namaz kılar, biraz oturur, sonra hane-i saadetine teşrif ederdi.108
Şartlarımız uygun olduğu sürece bu edeplere dikkat etmelidir. Bunda büyük
bir fazilet ve sünneti ihya sevabı vardır. Ancak, kafilenin ve yolun
durumuna göre, gece gündüz dönüş ve iniş saatleri değişebilir.
Mukaddes yerleri ve kâmil velileri ziyaretten maksat Allahu Teala'ya
yaklaşmaktır.
Mürid, mürşidini ziyaret edip dönerken niyetini, kalbini, durumunu gözden
geçirmelidir. Nasıl bir vaziyette gelip hangi hâlde geri döndüğünü
düşünmelidir. Kazancının ne olduğuna bakmalıdır. Samimi olarak ziyaretinin
tekrarını istemelidir. Ziyaretten sonra yönü memlekete dönse bile, gönlü
mürşidinde ve onda gördüğü güzel hâllerde kalmalıdır. Onu kendisine örnek
alıp, biraz daha iyi ve samimi kulluk yapmaya niyetlenmelidir. Mürşidi ile
bağını kuvvetlendirecek amellere sarılmalıdır. Onunla arasındaki güzel
hukuku geliştirecek hizmetleri aramalıdır. Muhabbetini artıracak edepleri
öğrenmeli, mürşidini sevindirecek vazifeleri üstlenmelidir. Döndüğü yerlerde,
mürşidinin sadece adını değil, ondaki yüksek ahlakı bir derece olsun
yaşayarak yaymaya çalışmalıdır.
Şu gerçek unutulmamalıdır: Hakiki mürid, milletin içinde mürşidi ile övünen
kimse değildir. Asıl mürid, mürşidinin kendisiyle Allah'ın huzurunda
övündüğü ve sevindiği kimsedir.
|