Güzel Amellerin Kabulü İmana Bağlıdır

Bir güzel işin, faydalı hizmetin, sanat ve fennin sevap getirmesi için ilk şart, bütün alemleri yaratan Allah'a iman etmektir. İkinci şart da, ameli Allah'ın öğrettiği edeb üzere yerine getirmektir.

Hz. Âişe (r.ah) validemiz anlatıyor: Hz. Peygamber'e (s.a.v), câhiliyye devrinde yaşayan ve iyilikleriyle meşhur olan Abdullah b. Cüdân'dan bahsettim; onun misafirlerine ikramda bulunduğunu, akrabalarının hukukunu görüp gözettiğini, köle azat ettiğini, fakirleri doyurduğunu, komşularına iyilikten geri durmadığını zikrettim. Bu yaptıklarının âhirette kendisine bir faydası olup olmadığını sordum, Hz. Peygamber (s.a.v): "Hayır, bir faydası olmayacaktır; çünkü o, bir gün olsun: "Rabbim beni affet!" demedi, buyurdu."( Müslim, iman, 365; Ebû Avâne, Müsned, No: 291, 292.)

Allah'a ve ahirete iman etmeyenlerin yaptıkları güzel işlere karşılık olarak âhirette bir sevap yoksa da, dünyada bir faydasını görürler. İnsanlar için yaptıkları faydalı işlere karşılık olarak vücutlarına afiyet, mallarına artış ve dünya rahatlığı verilir. Veya kendilerine iman ve islam nimeti hediye edilir.

Ashabtan Hakim b. Hizam (r.a), Allah Rasülüne (s.a.v), gelerek: "Ben müslüman olmadan önce câhiliyye devrinde yaptığım iyiliklerin bir faydasını görecek miyim?" diye sordu; Efendimiz (s.a.v): "O iyiliklerinin bir karşılığı olarak müslüman oldun ya" buyurdu.( Buhari, Büyü', 110; Edeb, 16; Müslim, iman, 194-196. 311)