| Hüküm Son Duruma Göre Verilir |
|
İtibar sonadır. Her mü'min ömrünün sonunu hayır üzere kapamak için çare aramalıdır. İman cevheri ve salih ameller ölüne kadar korunmalıdır. Ölüm halinde akla ve amele değil, Allah'ın sonsuz rahmetine güvenmelidir, iman selameti için içten inlemeli, gönülden yalvarmalıdır. Hadis-i şerifte belirtildi ği gibi, bazı insanlar uzun bir zaman hayır üzere hayat sürerler. İnsanlar onlara cennetlik diye güzel gözle bakar; hallerine imrenirler. Ancak bazı kulların başına büyük bir imtihan gelir; kaderdeki hüküm öne geçer. Kul elindeki iman ve hayırları kaybeder. Öyle ki, Cennet'e iyice yaklaşmışken Cehennem'e girer. Aynı şekilde ömrünün çoğunu inkar, isyan ve gafletle geçirmiş bazı insanlar da, Allah'ın yardımı ile tevbe eder, halini gü-zelleştirir; kader çizgisi hayırla biter, taat içinde ilahi huzura çıkar. Cehennem'e iyice yaklaşmışken yolu Cennet'e çevrilir. (376 ilgili hadisler için bkz: Buhari, Kader, 1; Cihad, 76; Müslim, iman, 179; Kader, 1; Tirmizi, Kader, 4; Ahmed, Müsned, III, 120; Ebu Ya'la, Müsned, No:3840.)Bu hal, ilahi bir takdirdir; büyük bir imtihand ır. Allahu Teala dilediğini yapar. Ancak genelde, herkes yaşadığı gibi ölür; öldüğü hal üzere dirilir ve o şekilde mahşere gelir. Allahu Teala hiç kimseye zulmetmez, amelini zayi etmez. O müminlere ne vadetmişse verir.Hiç kimse sonundan emin olamaz. Hiçbir mümin, salih amellerinin kendi elinde oldu ğunu, onları sadece kendi aklıyla yaptığını ve koruyacağını söyleyemez. Ömrün nasıl biteceğini ancak Allahu Teala bilir. Onun için kimse ameline bakıp kendisini kurtulmuş; başkalarını helak olmuş görmesin.Şimdiki hali kötü olan bir kimse de, bütünüyle güzel amel ve ak ıbetten ümidini kesmemelidir. Allahu Teala'nın yardımı ile kafir imana, fasık itaata gelir ve Allah'ın düşmanı olan bir kimse, dostluğuna adım atabilir.Rasulullah Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki: "Allahu Teala bir kula hay ır murad ettiği zaman onu bu yolda kullanır." Mecliste bulunan bir sahabi: "Bu nasıl olur ya Rasulellah?" diye sordu, Efendimiz (s.a.v):"Ölmeden önce onu güzel ameller işlemeye muvaffak k ılar." buyurdu.( Tirmizi, Kader, 8; Ahmed, Müsned, III, 112; Hakim, Müstedrek, l, 340; İbnu Hıbban, el-ihsan, No: 341.)Kötü ak ıbetten Allahu Teala'ya sığınırız. Bizler Onun mülküyüz; hüküm ancak Ona aittir. O dilediğini yapar. Kimse Ona niçin böyle yaptın diye hesap soramaz; O (c.c)ise peygamberlerine bile hesap sorar. Kalblerimiz onun ta-sarrufundad ır; onları dilediği yöne çevirir.Hz. Enes (r.a) anlat ıyor: Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz sık sık şöyle dua ederdi:"Ey kalbleri istedi ği tarafa çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzere sabit tut." Ben kendisine:"Ey Allan ın Rasülü! Biz sana ve senin getirdiklerine iman ettik. Bundan sonra bizim için korkuyor musunuz?" diye sordum; buyurdu ki:"Evet. Hiç şüphesiz kalbler Allahu Teala'n ın iki parmağı arasındadır; onları istediği gibi çevirir.( Tirmizi, Kader, 7.) Diğer rivayetlerde hadis şöyle devam etmektedir:"Allah do ğruluk üzere tutmak istediği kalbi istikamette tutar, eğriltmek istediğini eğriltir. Mizan Rahman olan Allah'ın elindedir; kıyamete kadar dilediği kavmi yükseltir; istediğini alçaltın"( Ahmed, Müsned, IV, 182; Nesai, Sünen-i Kübra, No:7738; İbnu Mace, Mukaddime, 13; Hakim, Müstedrek, l, 525.) |