| İMANIN KISIMLARI ve DERECELERİ |
|
İman edilecek esaslarda sayı olarak bir artma ve eksilme olmaz. Fakat bu esasların hakikatini anlamada, onları yakinen tanımada, sevmede her kalp ayrı bir ilme, farklı bir zevke sahiptir. Bunun için her mü'minin teslimiyeti, muhabbeti, marifeti bir değildir, iman temelde ilahi bir ilim, marifet ve muhabbettir. Bunların da bir sonu ve sınırı yoktur. Bu konuyla ilgili bazı mühim meseleleri ele alacağız. İmanın bir çok şubeleri ve dereceleri vardır. Bunu şu hadis-i şeriften anlıyoruz: " İman yetmiş küsur şu'bedir. En faziletli kısmı "la ilahe illallah" tevhidine ulaşmak, en alt derecesi yoldaki bir eziyeti kaldırmaktır. Haya da imandan bir şu'bedir."( Buhari, iman, 3; Müslim, iman, 57-58; Ebû Dâvud, Sünnet, 14; Nesâî, iman, 16; İbnu Mace, Mukaddime, 9; Ahmed, Müsned, II, 414, 442.)Büyük ariflerden Yahya b. Muaz' ın (rah.) belirttiği gibi, bu marifetullah cennetine girenlerin Allahu Teala'dan başka bir dertleri ve sevinçleri kalmaz.( Bkz: Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu'l-Kulûb, l, 152.) Onlar, sevdiklerini Allah için severler, kızdıklarına Allah için kızarlar. Hz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, en yüksek marifet derecesine "ihsan" ismini vermiş ve onu şöyle ta'rif buyurmuştur:" İhsan; Allah'ı görürüyormuş gibi ona ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O'nun seni gördüğünü bilmendir."( Buhari, iman, 37; Müslim, iman, 1; Ebû Dâvud, Sünnet, 16 (No: 4695); Tirmizî, İman, 4 (No: 2610); İbnu Mâce, Mukaddime, 9.)Müslümünlar için en yüksek hedef budur. Arifler bu hedefe ulaşmak için bütün ömürlerini vermişlerdir. İmam Kastallanî (rah), bu hadis-i şerifin şerhinde demiştir ki: "Mü'min kullar Allahu Teala'ya üç halde ibadet ederler: Birincisi, kalbten perdenin aç ılıp Cenab-ı Hakk'ın tecellilerini görür bir vaziyette Ona ibadet ve taat etmektir. Buna "mükaşefe" makamı denir. Bu hal, hadiste anlatılan "ihsan" derecesidir.ikincisi, ihsan halinden bir alt derecede "murakabe" halinde Allahu Teala'ya kulluk etmektir. Üçüncüsü de, dinin zahiri emirlerine uyarak Allahu Teala'ya kulluk etmektir. Genelde mü'minler bu şekilde amel ve kulluk ederler.( Bkz: Kastallani, irşadü's-Sari, l, 204.(Beyrut, 1996))Arifler demişlerdir ki: Her mü'minin bu ihsan mertebesine giden yolda farkl ı bir irfanı ve ayrı bir makamı mevcuttur. Bu makamların sonu "tevhid" makamıdır.( Bkz: Abdullah el-Herevî, Menâzilü's-Sâirîn, 5 vd.)Kullar ın Allahu Teâlâ'yı tanımaları önce imanla başlar. Sonra bu tanıma ve sevme derece derece devam eder. Yüce yaratıcıyı tanıma onun nuru ve desteği ile olur. Ancak zahiri şartlarda bu, "ilme'l yakin", "ayne'l-yakin" ve "hakka'l-yakin" derecelerinde gerçekleşir. Bütün bunların sonunda bizzat müşahede hâsıl olur.( el-Mekkî, Kûtu'l-Kulûb, l, 157.) işte bu mertebeye ihsan mertebesi denir. Şimdi, ariflerin açıklamalarıyla imanın kemal mertebesi olan müşahedeyi tanıyalım. |