| Eşyanın Sebep Olduğu Şirk Çeşitleri |
|
Burada nazik bir konuya dikkat çekece ğiz. Allahu Teala dünyada yüce kudretini sebepler perdesi altında kullarına göstermiştir, insanlar çoğunlukla sebepler perdesine takılmaktadır. Kul, Allah'ın rahmet ve kudretiyle var olmuş, hayat bulmuştur. Anne baba bu işe görünüşte basit bir sebep yapılmıştır. Bütün hayat ve nimetler böyledir. Ancak sebepler perdesine takılan insan nimete bakıyor, onu kullanıyor, fakat asıl vereni unutuyor. Sebepleri işin asıl sahibi zannediyor, onları hayatın merkezine koyuyor, sonra onları gözünde büyütüyor; yaratılan bir şeyi yaratıcı zannedip şirke giriyor. Esasen şükür sebebi olacak şeyler, yanlış bir inanış ve bozuk bir bakış yüzünden şirke âlet ediliyor, Şu hâdise, bu konuda güzel bir örnektir:Zeyd b. Hâlid el-Cühenî (r.a) anlat ıyor: Rasûlullah (s.a.v) bize, Hudeybiye'de, gece yağmış bulunan yağmurun ıslaklığı üzerinde sabah namazını kıldırdı. Namazı bitirince ashabına dönerek:"Biliyor musunuz Rabbiniz ne buyurdu?" diye sordu. Cemaat: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir." dediler. Rasûlullah (s.a.v) kendisi aç ıkladı: "Allah (c.c) şöyle buyurdu: Yağan yağmur sebebiyle kullarımdan bazıları bana inandılar, bazıları inkara düştüler. Onlardan: "Bu gece Allah'ın fazlı ve rahmetiyle yağmura kavuştuk." diyenler, bana inanıp yılnıp beni inkar ettiler. Yağan yağmur sebebiyle insanların bir kısmı şükre, bir kısmı küfre girdiler."( Buhari, , Meğâzî, 35; Müslim, İman, 125;Ebû Dâvud, Tıbb, 22; Nesâî, istiska, 16.)imam Müslim'in rivayetinde hadis şu şekilde bitiyor:"Kullar ına ihsan etmiş olduğu yıldızların kendi başlarına yağmur yağdıracağını inkar ettiler. Şu yıldız ve bulut tarafından yağmura kavuştuk diyenler ise, yıldızların kendi başlarına yağmur yağdıracağına inandı nimet yüzünden içlerinden bir kısmı beni unutup: "Yıldızlarla yağmura kavuştuk, bizi yıldız ve bulutlar suladı." diyerek, küfre (ve şirke) düştüler."İşte bütün şirk çeşitleri böyle oluşmaktadır. Sebebe bakanlar, asıl vereni unuturlarsa, Peygambere Allah'ın oğlu, kâmil bir veliye Allah'ın sağ kolu diyebilirler, diyorlar da. Çünkü onlarda gördükleri ilâhî tecellileri, üstün özellikleri, harika güzellikleri, onlar vasıtasıyla elde ettikleri rahmeti, manevî nimetleri, feyzi, aşkı, nuru şahıslarına mâlediyor, kendilerinden kaynaklandığını zannediyor ve onları gözünde ilahlaştırıyorlar. Halbuki, bu hâle ne bir peygamber, ne de bir veli razıdır. |