4 Büyük Kitab

Tevrat:

Hz. Musa'ya verilmiştir. Tevrat, ibranice bir kelime olup "kanun, şeriat, buyruk" anlamına gelir. Allahu Teala Tevrat'ı bir hidayet ve nur içeren, hak ile batılı biribirinden ayıran, ilahi hükümleri açıklayan bir kitap olarak indirdiğini beyan etmiştir. (Bakara, 53; En'am, 91; A'raf, 45, Hud, 17; Enbiya, 49) Tevrat, İsrailoğullarına bir hidayet rehberi ve nur yapılmıştır. Kur'an'ın haber verip tasdik ettiği Tevrat bu sıfatları taşımaktadır. (Al-i imran, 3-4; Maide, 44; İsra, 2) Mü'minlerin iman ettiği Tevrat da budur. Ancak, Yüce Rabbimiz Yahudi alimlerinin Tevrat'ı okuyup anladıklarını, sonra, da bilerek onu değiştirdiklerini, maddi çıkar ve itibar için manalarını bozduklarını, bir kısmını sildiklerini, ona yeni eklemeler yaptıklarını, bazı ayetleri gizlediklerini haber vermiştir. (Bakara, 75-79; Maide, 13-15)

Bugün Yahudilerin elinde bulanan bu Tevrat'a "Ahd-i Atik" denmektedir. Manası "eski zamandaki hükümleri içeren kitab" demektir. Bunca değişme ve ekleme ile meydana gelen bu kitaba ilahi kitab dememiz mümkün değildir. Bir takım, insanların ortaya koydukları yalan yanlış fikirlere ve tarihi bilgilere Tevrat ismini vermeleri onu hak yapmaz ve bizim ona iman etmemiz gerekmez. Aynı şey "İncil" üzerinde de yapılmıştır. Allahu Teala böyle yapanları lanetlemiş ve kendilerine azap hazırlamıştır. Kendi kitaplarnı inceleyen Yahudi ve Hrıstiyan ilim adamları onlarda yapılan bu haksızlıkları ve yanlışları açıkça görüp itiraf etmişlerdir. Bu halleriyle onların değiştirildiği ve ilahi olma hüviyetlerini kaybettiği kesindir. (Geniş bilgi için bkz: Ömer Faruk Harman, Ahd-i Atik, DİA, l, 495-496; Hasan Cebenneke el-Meydani, el-Akidetü'l-islamiyye, 559-588)

Bugünkü Tevrat ve incil konusunda İslam'ın görüşü şudur:

1- Her iki kitap da insanlar tarafından değiştirilmiş, aslı bozulmuş, içlerine hak olmayan şeyler katılmış, içlerinden bazı ilahi haber ve hükümler çıkarılmıştır. Bu iş para, menfaat, itibarını koruma ve keyfi arzular için yapılmıştır.

2- Her iki kitapta da aslına uygun hüküm ve haberler mevcut olabilir. Bunun için, Kur'an ve sünnet Tevrat, İncil ve diğer kitaplardan neyi tasdik ediyorsa biz de onların doğru oldukların tasdik ederiz. Kur'an ve sünnetin yalanladığı şeyleri biz de yalanlar ve reddederiz. Kur'an ve sünnetin sukut ettiği şeylerde, biz de sukut ederiz. Onlarda doğruluk payı bulunduğu için ihtiyatla yaklaşırız. Kısaca bizler, Allahu Teala'nın peygamberlerine indirdiği bütün kitap, sahife, hüküm ve haberlere iman ederiz, insanların kendi kafa ve keyiflerinden ortaya attıkları ve din diye halka sundukları fikir, söz ve hükümleri reddederiz.

3- Mevcut inciller içinde ilahi kelamdan bazı parçalar bulunabileceği için o kitaplara hürmet edilip baş üstüne konmasa da, hakaret edilip ayak altına da atılmaz. Ancak edebince yanlışları ortaya konur, insanlar uyarılır. Ölçümüz Hz. Kur'an ve sünnet olduktan sonra önümüze gelen her fikrin doğru mu yanlış mı olduğunu rahatlıkla tesbit edebiliriz. Çünkü Allahu Teala Hz. Kur'an'ı hem önceki hak kitapları tasdik edici, hem de kontrol edici olarak göndermiştir."( Maide, 48)

Zebur:

Hz. Davud'a (a.s) verilmiş ilahi bir kitaptır. Zebur, Tevrat'tan sonra gönderilmiştir. Allahu Teala, Kur'an-ı Hakim'de: "Biz Davud'a Zebur'u verdik." (Nisa, 163; Isra, 55.) buyurmuştur. Bunun için bizler, Cenab-ı Hakk'ın Hz. Davud'a (a.s) Zebur isminde bir kitap indirdiğine iman ederiz.

Zebur, yazılı kitap manasınadır. Zebur, bir takım ilahi münacaat, yalvarış, öğüt ve itikadı' hükümlerden ibarettir. Yahudiler, onu da tahrif edip değiştirmiş, aslını bozmuşlardır. Bu haliyle Ahd-i Atik'in sonuna ilave edilmiştir. (Tecrid-i Sarih Tercüme ve Şerhi, IX, 682) Kur'an-ı Hakim'de Hz. Davut'tan onaltı defa bahsedilmiş, fakat Zebur'daki hükümler hakkında fazla bilgi verilmemiştir. Yanlız, bir ayet-i kerimede Zebur'da bulunan ilahi bir hüküm şöyle belirtilmiştir:

"Andolsun biz, Tevrat'tan sonra. Zebur'da da şunu yazdık: Hiç şüphesiz yeryüzüne ancak salihler varis olacak." (Enbiya, 105)

 İncil:

Hz. İsa'ya (a.s) verilmiş ilahi bir kitaptır. Hz İsa (a.s) da İsrailoğullarına gönderilmiş bir peygamberdir. Allahu Teala, Hz. İsa'ya İncil'i verdiğini beyan buyurmaktadır. Aynı ayette İncil'in kendisinden önce gelen Tevrat'ı tasdik eden, içinde hidayet ve nur bulunan bir kitap olduğu belirtilmektedir. (Maide, 46)

İncil, müjde manasındadır. Kur'an-ı Hakim, Hz. isa'nın bir vazifesinin de kendisinden sonra gelecek Ahmed ismindeki peygamberi müjdelemek olduğunu beyan ediyor. (Saf, 6)

İncil de Hrıstiyan alim ve papazları tarafından tahrif edilmiş, aslı bozulmuş, içine bozuk itikadlar sokulmuş, yanlış haberler eklenmiş, Hz isa ve annesi Hz. Meryem hakkında aklın ve dinin kabul etmeyeceği hükümler yazılmış, biribirinden farklı olan birden fazla İncil ortaya konmuştur. Bu haliyle ortaya konan kitaplar, Allahu Teala'nm Hz. isa'ya indirdiği ve bizim hak olduğuna iman ettiğimiz kitabın dışındaki kitaplardır.

Bugün Hrıstiyanların elinde bulunan kitaba "Ahd-i Cedid" ismi verilir. Bütün önceki kitaplara topluca "Kitab-ı Mukaddes" denir. Önceleri İncil adıyla yüzlerce kitap ortaya çıkmıştı. Her grubun bir kitabı vardı. Bu yüzden Hristiyan alemi tam bir kargaşa yaşıyordu. Allahu Teala'nm Hz. İsa'ya gönderdiği incil kitabı bir tane iken, İncil adıyla ortaya konan yüzlerce kitap ortalığı iyice karıştırmıştı. Kilise buna bir çare bulmak istedi. Sonuçta Bizans İmparatoru Kostantin, miladın 325 senesinde, iznik şehrinde bir ruhani meclis topladı. Bu meclis, günlerce tartıştı, sonunda yüzlerce İncil içinden dört tanesini tesbit etti ve bu kitaplar Hristiyanlığın esaslarını belirleyen kitaplar oldu.

Bu inciller "Yuhanna", "Meta", "Luka", "Markos" isimleri ile anılan incillerdir. Bu incillerin ortak özelliği, Hz. İsa'nın (a.s) Allah'ın oğlu ve bir parçası olduğunu ifade etmeleridir. (Abdurrahman el-Meydani, el-Akidetü'l-islamiyye, 578-579)

Bunlardan başka bir de "Bernâbâ" İncili vardır ki, asıl İncile uygun hüküm ve haberler içeren en tutarlı incildir. Bernâbâ İncilinde Hz. İsa (a.s) ilah olarak tanıtılmaz; onu sadece Allah'ın kulu ve peygamberi olduğu belirtilir. Hz. Muhammedin geleceği müjdelenir, Hz. İsa'nın asılmayıp göğe çıkarıldığından bahsedilir. Bunun için kilise onu incil listesine almamıştır, Hristiyanlar ona fazla rağbet etmemiştir. Çünkü o gerçekleri yazmaktadır. Hristiyanlar ise gerçeklerden kaçmakta, hak ile batılı biribirine karıştırmakta, Hz Muhammed'in davetine yanaşmamaktadır. (Abdurrahman el-Meydani, a.g.e, 574-575)

 

 Kur'an-ı Kerim:

İslam Dini'nin temel kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir. Allahu Teala'nın onu son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz'e indirmiştir. Kur'an-ı Kerim, bütün insanlığa gönderilmiştir. Son ilahi kitaptır. Kendisinden önceki bütün hak kitapları tasdik eder. Onları kontrol eder. Onlardan misaller verir. Hepsinin ortak hükmünü ve hedefini hatırlatır. Bütün ilahi dinlerin ortak hükmü şudur: "Allah'dan başka kendisine tapılacak ilah yoktur. O birdir, eşi benzeri yoktur; O alemlerin rabbidir. Mülkün asıl sahibi O'dur. Hayat ve ölüm O'nun elinde ve iradesindedir. Sadece O'na kulluk edilir."

Kur'an-ı Kerim'in en temel özellikleri şunlardır:

1- Kur'an-ı Kerim'in bütün ayetleri kesin olarak Allahu Teala'nın kelamıdır, içinde bir kelime olsun insan sözü mevcut değildir. Onu getiren meleğin ve tebliğ eden peygamberin bir katkısı, eklemesi, çıkarması, değiştirmesi, müdahalesi olmamıştır.

Kur'an-ı Kerim arapça olarak indirilmiştir. Bizlere hem sözlü, hem yazılı şekilde, tavatür yoluyla, tam bir emniyet içinde nakledilmiştir. O nesilden nesile hiçbir değişikliğe uğramadan, ilk indiği şekilde sonraki insanlara intikal etmiş tek kitaptır. Bu intikal bir kişi veya bir kaç kişi tarafından değil, büyük kitleler tarafından yapılmıştır.

Kur'an-ı Kerim'i vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimize, 23 senede, parça parça getirmiştir. Önce bir çok insan tarafından ezberlenmiş, bizzat Hz. Peygamberin (s.a.v) kontrolünde deri, kemik, ağaç gibi değişik yazı maddelerine yazılmıştır. Hz. Peygamberin (s.a.v) vefatından sonra, Hz. Ebu Bekir (r.a) tarafından toplatılıp kitab hâline getirilmiştir. Bugün elimizde bulunan Kur'an, Hz. Ebu Bekir'in kitap hâline getirdiği Kur'an'ın aynısıdır.

2- Hz. Kur'an en son ilahi kitaptır. Önceki kitapların hükmünü kaldırmıştır. Onların içinde insanlığa lazım olan gerçekleri tekrar hatırlatmıştır. Ondan sonra hiç kimseye ilahi bir kitap gelmeyecektir. Kıyamete kadar gelecek olan bütün insanlık Kur'an'dan sorumludur.

3- Hz. Kur'an, ilahi koruma altındadır. Bir harfi dahi değişmeden kıyamate kadar korunacak, aslı bozulmayacak, ekleme çıkarma yapılamayacaktır. Sadece, indiği gibi ezberlenecek, yazılacak, okunacak ve yeni nesle öğretilecektir. Cenab-ı Hakk, bu konuda şu kesin hükmünü vermiştir:

"Hiç şüphesiz Kur'an'ı biz indirdik. Ve muhakkak onu koruyacak olan da biziz." (Hıcır, 9.)

4- Kur'an-ı Kerim mucize bir kitaptır. Mucize demek, bir ayetinin benzerini getirmekten bütün insanlığı aciz bırakmaktır Bu konuda Kur'an açıkça meydan okumuştur. Bütün inkarcı insan ve cinleri, Kur'an'ın benzerini getirmeye çağırmıştır. Şimdiye kadar bunu başaran olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Kur'an'ın nasıl mucize olduğunu halkın bu şekilde bilmesi yeterlidir.

5- Kur'an-ı Kerim, bir hidayet kitabıdır. Hak yolda İnsanlığın önünde en emin rehberdir. Kıyamete kadar gelecek bütün insanlığın iç ve dış terbiyesini, sosyal düzenini, huzur ve saadetini sağlayacak ilahi kaynaktır. Bunun tek şartı, ona seksiz iman, şartsız ittiba ve şuurla ameldir.

Ben Kur'an'a iman ettim diyen kimse, onun içinde bildirilen bütün hüküm, emir ve haberlerinin hak olduğunu kabul etmiş olur. Kur'an'ın helal dediğini helal, haram saydığını haram kabul etmek imanın bir şartıdır ve bu farzdır. Allahu Teala'nın indirdiği diğer kitaplara sadece imanla mükellefiz. Fakat Hz. Kur'an'a hem iman hem de hükümlerini bilmek ve amel etmekle mükellefiz. Bunun için onu yakından tanımak ve sahip çıkmak bütün insanlığın boynuna borçtur. Şimdi biraz Hz. Kur'an'ı tanıtalım:

a- Kur'an-ı Kerim Nedir?

Kur'an-ı Kerim, âlemlerin Rabbi olan Allah'ın kelâmıdır. O bir ucu Rabbimizde, bir ucu bizde olan, kendisine yapışanı Allah'a ulaştıran, iman ve amel edene dünyada şeref, âhirette saadet temin eden, nurlu, kutlu, tatlı bir kitaptır. (Isrâ, 9) Onu inkar ve ihmal eden için ise bir hasret ve pişmanlıktır. (İsrâ, 10; Hakka, 50)

Kur'an-ı Kerim, kendisiyle Yüce Mevla'ya ibâdet yapılan şerefli bir kitaptır. Onunla namaz kılınır, zikir çekilir, tefekkür edilir, kalp incelir, gönül yıkanır, ibret alınır; ağlanır.

Kur'an-ı Kerim, bir hidâyet kitabıdır. Kullara tevhidi gösterir; sadece eşi ve benzeri olmayan Yüce Yaratıcıya kulluk ettirir. Kalbten şirki temizler, kula şükrü öğretir. Kur'an-ı Kerim, bir zikir kitabıdır; okuyana Allah'ı hatırlatır. Her harfine en az on sevap verilir. Onu okumak ibadet, dinlemek ibadet, yazmak ibadet, yüzüne bakmak ibadet, sevmek ibadet, hürmet etmek ibadettir. O her şeyi ile ibadet ve rahmettir.

Kur'an-ı Kerim, insanı düşünmeye, derin tefekküre sevk eden bir kitaptır. O her yönüyle insanı ve varlığı fik-rettirir. Ğaybdan bilgi verir; insanın müşkilini giderir, ızdıra-bını dindirir. Geçmiş milletlerin hallerinden, gelecekteki nimet ve tehlikelerden bahseder; insanı düşündürür, ümitlendirir, korkutur, güldürür, ağlatır.

Allahu Teâlâ yüce kitabını iman edenlerin kalbine bir şifâ olarak indirmiştir. ( İsra, 82) Kur'an'ı Hakim, öyle yüksek ilim, hikmet', edeb ve ölçüler içerir ki, onları içine sindiren her kalb şifâ ve safa bulur. Onu inkar veya ihmal edenlerin ise, kalbi kurur. Kalbi kuruyan insan manen ölür; bu durumda âlem için onun yokluğu varlığından daha hayırlı olur.

Yüce Rabbimiz beyanı ile Kur'an-ı Hakim, kalbi ve kâinatı aydınlatan, insanlığı karanlıklardan nura ve aydınlığa çıkaran bir kitabtır. (İbrahim, 1) O, dengesini kaybeden insanlığa denge verir; insanı insan yapar.

Kur'an-ı Kerim, kendisine inanmayana fayda vermez. (İsrâ, 46, 82.) Kalbini Rabbine açıp teslim olmayana güzelliğini göstermez. (A'râf, 146) Candan kulak vermeyen ondan bir şey anlamaz. Yani münkir ve münafıklara Hz Kur'an bir şey ifâde etmez. (Kâf, 37) Hz. Kur'an sevmeden bilinmez; bilmeden sevilmez bir edeb hazinesidir.

Hz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, şerefli kalbine indirilen bu nurlu kitabı, şöyle tanıtmıştır:

"Dikkat edin, önünüze birçok fitneler çıkacaktır; onlardan kurtulmak için tek çâre Kur'an'dır. Onda, sizden öncekilerin halleri, sizden sonrakilerin haberleri mevcuttur. Aranızda çıkacak müşkillerin hükmü ondadır. O, adaletle hüküm verip meseleyi çözer, bitirir. Kur'an bir oyun ve eğlence değildir. Onun hükmünü terkeden zâlimin Allah belini kırar. Onun dışında doğru yolu arayanı Allah sapıtır. O, Allah'ın kopmayan sağlam ipidir. O, en güzel bir zikir ve öğüt kitabıdır. O, dosdoğru bir yoldur. Onu insanların he-vâsı eğriltemez. Diller onu okumakla eskitemez. Âlimler ona doyup ilim ve hikmetlerini bitiremez. O, çok okumaktan dolayı eskimez; tadını ve değerini yitirmez. Onun incelikleri bitmez. O herkesi doğru yola ulaştırır. Onunla konuşan doğru söyler. Onunla amel eden sevap alır. Onunla hüküm veren âdil olur. Ona çağıran doğru yola çağırmış olur." (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 14.)