|
İman esasında kalp ile olur, dil
ile ifade edilir. İmanın merkezi kalptir.
iman, daha çok görünmeyen şeylere olur. Buna ğayb denir. Ğayba iman farzdır.
Ğayb, yok olan, varlığı bulunmayan değil, dünya şartlarında görünmeyen şey
demektir. Gayba imanın başında yüce yaratıcımız Allahu Teala'ya iman gelir.
Allah'a imanın özü şudur:
Allahu Teala, vardır, birdir, eşi, benzeri, ortağı yoktur. Bütün alem ve
içindekiler O'nun yaratmasıyla vücut bulmuştur.
Hayat ve ölüm O'nun elinde ve
iradesindedir. Her şey O'na muhtaçtır; O hiçbir varlığa muhtaç değildir.
Diğer iman esasları Allah'a imana bağlıdır.
Akide, inanılacak esas ve inanma şekli demektir. Akaid, akide kelimesinin
çoğulu olup "inanç esasları" manasına gelir. Biz kitabımızda, zaman zaman bu
kelimeleri kullanacağız.
Yüce bir varlığa inanma duygusu, hürmet hissi, her insanın içinde vardır,
yaratılışında saklıdır. İnsan, kendisini ve şu alemi yaratan güç sahibini,
onları şekillendiren, hayat veren, öldüren, sevk ve idare eden zatı tanımak
ister. Akıl, onu arar, vicdan ondan sorar, insan benliği sonuçta bir hiç
olmaktan ve yokluğa gömülmekten korkar, insan güçlü birisine sığınmak,
onunla yalnızlıktan ve yok olmaktan kurtulmak ister.
Zor anlarında dayanacak bir yer, tutunacak bir dal arar. Bunlar hep Yüce
yaratıcıyı arayışın bir sonucudur.
Yüce yaratıcıyı tanımayı, O'na ne şekil iman ve ibadet edeceğimizi sadece
kendi aklımız, hissimiz ve tecrübelerimizle öğrenemeyiz.
Bunun için Allah'ın gönderdiği peygamberlere muhtacız.
Peygamber, Allah'ın özel olarak seçip terbiye ettiği ve insanların
terbiyesi için görevlendirdiği kimsedir.
Kısaca iman, Peygamberin getirdiği ilahi emir, hüküm ve bilgileri samimi
olarak kabul ve tasdik etmektir. İnsanı gerçek saadete ulaştıran iman budur.
Allahu Teala'nın kulunu sevmesi bu imana bağlıdır. Bunun için iman esasları
doğru, güzel ve tam bir şekilde öğrenilmeli ve gereği yerine getirilmelidir.
|