| ALLAHU TEALA'NIN SIFATLARI |
|
Vücud: Allahu Teala, hayalî bir
varlık değildir. O mevcuttur. Vardır, var
olması vaciptir. Varlığı kendisin-dendir. Var olmak ve varlığını devam
ettirmek için kimseye muhtaç değildir. Buna "kendi zâtıyla kâim" denir.
Bütün varlıklar, O'nun varlığına birer alâmettir. Yerdeki ve gökteki her
mevcut O'nun vücuduna delil, varlığına şahittir. Bu konuda İnsanın
yaratılışı ve fıtratı en büyük, en açık delildir. Kur'an ve kâinat ayetleri
hep O'nu tanıtmaktadır. Onu sonradan birisi yaratmış
değildir. Bütün yaratılmışların bir evveli, bir sonu vardır. Evvel ve son
ifadeleri bize göredir. Çünkü biz zamana bağlıyız, zamanla düşünür, zamana
göre hüküm veririz. Allahu Teala zamanı ve mekanı sonradan yaratmış olup,
Yüce Zatının zamanla bir bağlantısı yoktur. O zaman üstü, mekan ötesidir. Varlığı kimseye muhtaç olmamak: Buna "Kıyam bi nefsihi" denir; hayatı kendinden olan, kendi başına, ayakta duran, hiç kimseye muhtaç olmayan manasınadır. Varlığı mekan ve zamana da muhtaç değildir. O'ndan başka bütün varlıklar, zaman ve mekana bağlı olarak yaratılmışlardır. Her halleriyle bir başkasına muhtaçtırlar. O da alemlerin Rabbidir.
"Muvahhid" denir. Bizler tevhid inancımızı "La ilahe illallahu vahdehû la şerike lehû" cümlesiyle ifade etmiş oluruz. Yüce Rabbimiz birliğini İhlas sûresinde ne güzel ifade ediyor: "De ki: Allah birdir. Allah hiç kimseye muhtaç değildir. Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiç kimse Ona denk değildir." Yaratılmışlara benzememek: Buna "muhalefetün li'l-havâdis" denir. Yaratanla yaratılan varlıklar arasında hiçbir noktada, hiçbir şekilde benzerlik yoktur. O'nun benzeri ve dengi hiçbir varlık mevcut değildir. O'ndaki sıfatların hepsi kendi zatına hastır. O'na ait olan bazı sıfatlar, insanlar için kullanıldığında kelime benzerliği vardır fakat mana ve mâhiyet farklıdır. Mesela ilim sıfatını örnek verelim. Cenab-ı Hakk'ın ilim sıfatı mevcuttur. Bu sıfat insanda da vardır. Fakat insan bu sıfatı sonradan elde eder. Elde etmek için bir takım alet, sebep ve zamana ihtiyaç duyar. Bildikleri sınırlıdır, bir arıza veya ölümüyle bu sıfatı kaybeder. Allahu Teala ise, bildiklerini ezelde bilir, sonradan öğrenmez, öğrenmek için bir zamana ve sebebe muhtaç değildir. İlminin bir sınırı ve sonu yoktur. Hiçbir şekilde bu sıfat yok olup kaybolmaz; zatı gibi ilmi de ebedidir. Görme sıfatını düşünelim. Allahu Teala da kul da görme sıfatına sahiptir. Ancak kulun görmesi, kendisinden değildir. Ayrıca kul görmek için bir alete, yani göze muhtaçtır. Sonra görmesi sınırlıdır. Bir arıza veya engelle görmesi azalır veya temamen ortadan kalkar. Ölümle bu sıfat yok olur. Allahu Teala'nın görmesi zatmdandır. Görmesi göz ile değildir. O'nun göze ihtiyacı yoktur. Görmesi sınırlı değildir, yerde gökte mevcut olan her şeyi görür. Görmesine hiçbir şey engel olmaz. Görme sıfatı Zat-ı Bariden hiç ayrılmaz, ebedidir. Bütün sıfatlar için aynı şekilde düşünürüz. Kur'an ve sünnette zikredilen ve Allahu Teala'ya nisbet edilen yüz (vech), el (yed), ayak (kadem), yakalama (kabz), inme (nüzul), gelme, gülme, sevme, hoşnut olma gibi haberi sıfatlar da Cenab-ı Hakk'ın zatına münasib manada düşünülmeli, katiyyen yaratılan varlıkların durumuna benzetil-memelidir. Bu tür sıfatlar Allahu Teala hakkında kullanıldığında kelimeden ilk anlaşılan ve günlük hayatımızda kullanılan mananın kasdedilmediğini bilmek gerekir. |