| VI- KADER ve KAZAYA İMAN |
|
Kader, Allahu Teala'n ın ezeli ilmiyle kainatta olacak her şeyi önceden bilmesi, onların planını yapması, zaman, yer, şekil, vazife, vaziyet ve akıbetini belirleyip Levh-i Mahfuz'da tesbit etmesidir.Kaza ise, Allahu Teala'n ın ezelde takdir ve tayin ettiği şeyleri ezeldeki plana göre icra etmesi, yaratması ve ortaya koymasıdır. Mâturidîler, kader ve kaza konusunda bu taksim ve tarifi benimsemişlerdir.İslam alimlerinden bazıları -Eşâriler de bu gruptandır-yukarıdaki taksimde kader yerine kaza, kaza yerine kaderi koymaktadırlar. Buna göre kaza ezeldeki ilahi takdir, kader de bu takdirin meydana gelmesi şeklinde tarif edilmiştir. Bu sadace lafızlardaki bir farklılıktır. Kader ve kazaya imanın farz olduğu konusunda bir ihtilaf yoktur. Kader ve kaza, ilahi bir ilimdir, Rabbani iradedir, sonsuz kudretin tecellisidir. Hiç şüphesiz Yüce Rabbimiz, varlık aleminde olacak her şeyi önceden bilir; yaratacağı her şeyi ezelî iradesiyle irade eder; zamanı gelince de halkeder. Allahu Teala'nın ilmi sonradan oluşmaz. Onun ilmi maluma tabi değildir. Yani, bir şeyi olduktan sonra öğrenmez, o şey daha yokken, önceden bilir. Kainatta O'nun irade etmediği bir şey yapılmaz. O yaratmadan hiçbir şey vücut bulmaz. Bu kainatta, yerde-gökte ne varsa; iman-in-kar, iyilik-kötülük, büyük-küçük, canlı-cansız her ne olmuş ve olacaksa bütün bunlar ezelde Allah tarafından bilinip Levh-i Mahfuz'a yazılmıştır. Levh-i Lahfuz'a ana kitap manasında "Ümmü'l-Kitab" da denir.İmam-ı Azam Ebu Hanife (rah), "Fıkh-ı Ekber" adlı eserinde, Levh-i Mahfuz'da yazılan şeylerin hüküm olarak değil, vasıf ve haber olarak yazıldığını belirtmiştir.( Aliyyü'l-Kari, Şerhu Fıkhı'l-Ekber, 74.) Yani bu yazı, şu şöyle olsun şeklinde değil; şu şöyle şöyle olacak şeklindedir. Eğer hüküm olsaydı, emir ve cebir olurdu. Mesela, Hasan müslüman olsun, Avram olmasın şeklindeki bir yazı hükümdür. Fakat, Hasan şu zamanda müslüman olacak; Avram kafir kalacak şeklindeki bir yazı, olacağı önceden bilip tesbit etmektir. Sonra bu yazı bizden gizli tutulmuştur; ancak bize böyle olduğuna iman etmek farz kılınmıştır.Kader ve kaza konusu ancak vahiy yoluyla bilenecek ve nübüvvet nuruyla ayd ınlanacak bir konudur. Kur'an ve sünnet bu konuda bize ne öğretmiş ise, mesul olduğumuz kısım odur. Öbür tarafı lazım değildir; tehlikedir. |