| KIYAMET ALÂMETLERİ: |
| Buhari ve Müslim gibi en sahih hadis kitapları
başta olmak üzere hemen bütün hadis kitapları bu konu ile ilgili bölümler
açmış ve bir çok hadis-i şerif nakletmişlerdir. Bu hadis kitaplarının "Fitneler"
bölümü ile "Kıyamet alametleri" bölümleri konumuzu ilgilendirmektedir. Bu
hadisleri inceleyen İslam alimleri, kıyametin ilk alametleri olarak şunların
zikredildiğini tesbit etmişlerdir:
1-İlk Alametler: Kıyametin ilk ve en büyük alameti Allahu Teala'nın Habibi Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin bu dünyadan ayrılmasıdır. Bundan sonrakiler şunlardır: ilmin azalıp cehaletin yayılması. Zamanında fakir ve ğarib olan insanların, bir zaman sonra para kazanmada ve yüksek binalar yapmada biribir-leriyle yarışması. Fitnelerin yayılması. Ölüm hadiselerinin çoğalması. Anarşi, karışıklık ve huzursuzluğun artması. Zina, fuhuş türü en çirkin işlerin açıkça yapılır olması. İçki tüketiminin artması. Eğlence ve sefahet türü şeylerin iyice rağbet görmesi. Doğan bir çocuğun nesebinin bilinmemesi. Erkeklerin azalıp, kadınların çoğalması. Müslümanların kendi aralarında çarpışması. Bir cemiyette düşük seviyeli, kötü tabiatlı hain ve zalim insanların iş başına gelmeleri. Emanetin, işin ve idarenin ehil olmayanlara verilmesi. Zelzele türü afetlerin çoğalması. Cemiyette güzel ahlakın iyice azalması. Şerefli ve dürüst insanların horlanması. Dünya malına tapılması. Bu bozuk yaşantı içinde ızdırap çeken bir müslümanın uğradığı bir kabrin içindekine imrenip ölümü arzulaması. Yalancı, sahte peygamberlerin türemesi. Camilerin garip kalması, Kur'anın duvarlara asılması, onu okuyan ve amel edenlerin iyice azalması. İnsanın sabah evinden mü'min çıkıp akşama kafir olarak dönmesi. Akşam mü'min olduğu halde sabaha kafir olarak çıkması. Yaptıkları ve söyledikleri yüzünden imanını kaybetmesi. Bundan da haberi olmaması.( Kıyamet alametleri ile ilgili hadisleri topluca görmek için bkz: Ali Nasıf, et-Tâc, V, 331-341) Bunlar hangi şahıs, ev veya cemiyyette bulunursa onun düzeni bozulmuş, huzuru kaçmış, kıyameti kopmuş demektir. Son Alametler: Sahih hadislerde bir takım önemli ve büyük kıyamet alametlerinden bahsedilmiştir. Onlar meydana gelmeden kıyametin kopmayacağı belirtilmiştir. Bunları şu hadisten öğreniyoruz: Ashaptan Huzeyfe b. Üseyd el-Ğıfari (r.a) anlatıyor: "Biz oturmuş aramızda bir takım konular üzerinde konuşuyorduk. O esnada Rasulullah (s.a.v) Efendimiz yanımıza teşrif ettiler. Bize: "Neyin üzerinde konuşuyordunuz?" diye sordu. Biz de: "Kıyamet hakkında konuşuyorduk" diye cevap verdik. O zaman buyurdu ki: " Şu on şey ortaya çıkmadan kıyamet kopmaz: 1- İnsanları saracak yoğun, "büyük bir duman, 2- İnsanları büyük bir fitneye ve şüpheye düşürecek, mü'minlere büyük zulümler yapacak Deccal, 3- İnsanların yüzüne karşı konuşacak ve onların mü'min veya kafir olduğunu söylecek Dabbetü'l-Arz denen hayvan. 4- Güneşin batıdan doğması, 5- Meryem oğlu İsa'nın gökten yeryüzüne inmesi, 6- Ye'cüc ve Me'cuc taifesinin çıkıp etrafa yayılması, 7- Batı tarafında bir bölgenin yerin dibine batması. 8-Doğu tarafında bir bölgenin yerin dibine batması, 9- Arap yarımadasında bir bölgenin yerin dibine batması, 10- Aden bölgesinden bir ateşin çıkıp insanları mahşere sürmesi."( Müslim, Fiten, 128; Ebu Davud, Melahim, 3; Tirmizi, Fiten, 21)Ayrıca Ümmetin içinden Hz. Mehdi çıkacaktır. Hz. Mehdi (a.s), Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin soyundan gelen salih, alim, arif, dirayetli bir zattır. Ahir zamanda ümmeti sulh içinde adalet üzere yönetir. Yedi sene hüküm sürer. Ümmetin imamı olur, Hz İsa (a.s) ile buluşur. Hz. İsa namazdaki imamlık görevini Hz Mehdiye verir; kendisi ona tabi olur. Hz Mehdi o gün için yeryüzünde en büyük fitne olan Deccal'ı öldürmede Hz İsa'ya (a.s) yardımcı olur. Sonra vefat eder.( Ebu Davud, Mehdi, 1, 4, 60; Tirmizi, Fiten, 52, 53, 79; ibnu Mace, Fiten 34; Ahmed, Müsned, III, 17; Hakim, Müstedrek, IV, 557)Yeryüzünde Allah Allah diyen mü'minler bulunduğu sürece dünya yıkılmayacaktır. Salih mü'minler bu alemin manevi direği ve emniyeti durumundadırlar. Onlar gidince, dünyanın ayakta tutulmasının bir manası ve hikmeti kalmayacaktır. Hz. İsa (a.s) ile Hz. Mehdi vefat ettikten sonra, yeryüzü tekrar kafir, fasık, facir, zalim kimselerin istilasına uğrayacaktır. Allahu Teala Yemen tarafından göndereceği tatlı ve hoş bir rüzgar ile hayatta olan bütün mü'minlerin ruhlarını alacaktır. Ondan sonra kıyamet bütün dehşetiyle bu kafirlerin ve şerli insanların üzerine kopacaktır.( Müslim, İman, Bab: 50; Fiten, bab:17, 27; İmare, bab: 53; Ahmed, Müsned, III, 499.)Bu alametlerin ne şekilde ortaya çıkacağı konusunda İslam alimleri değişik görüşler belirtmişler, farklı tefsir ve yorumlar yapmışlardır. Biribirini destekleyen ve tamamlayan rivayetler bu hadiselerin meydana gelişinin bir temsil veya benzetme yoluyla mecazi olarak anlatılmadığnı, hepsinin bir şekilde ortaya çıkacağını gösteriyor. Bizzat görülmeden tam olarak anlaşılmayacak bu hadise ve alametlerin meydana geleceğini kabul etmek yeterlidir. Biz üzerimize farz, vacip, sünnet ve fazilet olan amellerle kendi kıyametimiz olan ölüme hazırlanalım. Gelişi kesin olan büyük kıyamet anında kimseden iman ve amel kabul edilmeyecektir. Şu hadis ve hadiseden payımıza düşeni alalım: Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Medine dışında çölde yaşayan birisi Hz. Peygamber'e (s.a.v) geldi ve: "Ey Allah'ın Rasülü! Kıyamet ne zaman kopacaktır?" diye sordu. Efendimiz (s.a.v): "Hay yazık sana, sen kıyamet için ne hazırladın?" diye sordu; Adam: "Öyle fazla bir ibadet ve taatım yoktur, fakat ben Allah ve Rasülünü seviyorum" diye cevap verdi. O zaman Efendimiz (s.a.v): "Sen sevdiklerinle beraber olacaksın" buyurdu. Oradakiler: "Biz de onun gibiyiz, bize de aynı müjde var mı?" diye sordular. Efendimiz (s.a.v): "Evet" buyurdu. O gün bu müjdeye o kadar çok sevindik ki, daha önce böyle hiç sevinmemiştik."( Buhari, Edeb, 96; Müslim, Birr, 161-166; Ebu Davud, Edeb, 113.)Biz, elimizde vakit varken o günde geçerli olan bir sermaye biriktirmeye bakalım. Yüce Rabbimiz: "O gün mal ve evlatlar sahibine fayda vermez. Fayda verecek tek şey kalb-i selimdir."( Şuarâ, 88-89.) buyuruyorKalb-i selim, Yüce Rabbini tanımış, O'nunla huzur bulmuş kalptir. Allahu Teala'dan kalb-i selim isteriz. |