TAAT VE İSYANI KUL SEÇER, ALLAH YARATIR

Kulun yaptığı her işi, yaratan Allahu Teala'dır. Kulun fi-ileri o işe muhabbet, meyil, tercih, niyet, azim, karar ve kazanç olarak kula aittir, insan, kader önünde cansız varlıklar gibi değildir. Allahu,Teala insanı bir derece irade, ilim, tercih ve güç sahibi yapmıştır. Buna "irade-i cüziyye" denir. Asıl olan Allah'ın iradesidir. Yüce Allah'ın iradesine "İrade-i Külliyye" denir. Her şeyi kaplayan ve hükmünü geçiren irade demektir.

Allahu Teala taatı yarattığı gibi, isyanı da yaratır. Yani isyan eden bir kulun o anda çalışan bütün azaları, kullandığı imkanları Allahu Teala'nın yaratmasıyla vücut bulmaktadır. Bazılarının dediği gibi, Allahu Teala hayrı yaratır, şerri yaratmaz demek yanlıştır. Bu insanlar, güya Allahu Teala'yı kötülüklerden uzak tutmak isterken, O'na ortak koşmakta; kötülüğü kulun kendisi yaratır derken, ortaya ikinci bir yaratıcı çıkarmaktadırlar. Halbuki, kötülüğü yaratmak başkadır; yapmak başkadır. Hem Allahu Teala için iyi veya kötü diye bir tabir kullanılmaz. İyi ve kötü bize göredir. Ancak Allahu Teala'nın taat ve ibadette rızası, küfür ve isyanda gazabı vardır.

Birisi kalkıp da: "Allahu Teala sevmediği şeyi, gazap ettiği işi niçin yaratıyor? O dileyip yaratmasa kimse kafir olmazdı, günaha girmezdi?" diyemez. Evet, Allahu Teala dileseydi herkes imana gelirdi; hidayet üzere giderdi. Fakat Allahu Teala herkesin hidayete gelmesini irade etmemiştir. Dünya imtihan dünyası olduğundan ve kullar da ancak iyilik ve kötülükle imtihan edileceğinden Allahu Teala, hangi kul neyi yapmayı tercih eder ve yönelirse onu yaratır. Yoksa imtihanın bir manası kalmazdı.

Ancak, Allahu Teala bazı kullarına ikram eder, onları sever, seçer, ilahi yardımı ile destekler. Ona taatı tatlandırır; iyi şeyleri güzel gösterir, kötülükten nefret ettirir. Cennete giden yolu sevdirir. Kalbine sevgi akıtır; kendisine güzel anlayış verir. Buna "hidayet" denir. Bu Allahu Teala'nın bir tercihi, ikramı ve ihsanıdır. O dilediğine bu nimeti ihsan eder. Kul, nefsinin kötü tercihleri, şeytanın vesvese ve süslemeleri arasında kalıp hislerine ve kötü çevresine mağlup olduğu bir sırada, kendisine Cenab-ı Hakkın tevfiki, sevgisi, özel yardımı ulaşır; onu bu sıkıntıdan kurtarır.

Allahu Teala'nın bir kuldan ilahi yardımını kesip onu nefsi, hisleri ve şeytanları ile başbaşa bırakmasına "hizlan" denir, ilahi nur, şuur, sevgi, yardım ve destekten mahrum olan kul, kolayca şeytanın davetine uyar; kötülüklere ve inkara dalar; hak davete kulaklarını tıkar. Bütün bunlar ilahi tercihtir; son durumda adalettir, kader ve imtihan sırrıdır. O alanda bize söz hakkı yoktur.

İslam aleminde insanın iradeli olarak yaptığı fiiller konusunda üç farklı görüş mevcuttur: Bunlar, Cebriyye, Kaderiyye ve Ehl-i Sünnet'e ait görüşlerdir.

Cebriyye, kulun devamlı Allah'ın iradesi ve kahrı altında olduğunu, kendisine ait bir iradesinin bulunmadığını söyler, insanı cansız varlıklar gibi görür. İradeyi inkar eder. Kula tercih hakkı vermez. Bu yanlış bir anlayıştır.

Kaderiyye, kaderi inkar eder; kul özellikle kötü fiillerini kendisi yaratır, ortaya kor; Allah kuluna karışmaz; onun basit işleri ile uğraşmaz der. Bu taife "Mutezile" diye de anılır. Akılcıdır; akıl ile adalet dağıtmaya çalışır; Allah'ın takdirine razı olmaz, rahmetini taksime kalkar.

Ehl-i Sünnet ise, hem kaderi kabul eder; ilahi takdiri esas alır; hem de kulun iradesinin bulunduğunu, tercih hakkının olduğunu, Allahu Teala'nın kulun meyil ve tercihine göre fiillerini yarattığını kabul eder. Kulda bu tercih hakkı olmasaydı, cebir olurdu. Cebir, irade olsa da olmasa da emre itaat ister. Öyle olsaydı, kafir zorla inkar etmiş; fa-sık istemediği halde isyana itilmiş sonra da niçin bunu yaptın diye hesap sorulmuş olurdu ki bu, hikmet ve adalet değil, zulümdür. Allahu Teala zulümden münezzehtir.

Kulluğun sonu rıza makamıdır. Yüce Rabbinin emir, hüküm ve tecellilerine, razı olmayan kul, nasıl rahat edecektir? Arifler, rıza makamının ancak kalbin huzur ve sükunundan sonra hasıl olacağını, bunun da zati zikre ve bütün kalbi saracak bir ilahi sevgiye ulaşmakla mümkün olduğunu belirtmişlerdir.