Tebliğ:

Allah'tan gelen hükümleri insanlara ulaştırmak her peygamberin en mühim ve en birinci işidir. Tebliğ olmasa ne peygamberin peygamberliği bilinir, ne de getirdiği dinin hükümleri anlaşılırdı.

Peygamber Allah'ın emir ve hükümlerini insanlara ulaştırırken hiç kimseden korkmaz, ilahi emri geciktirmez, bir kısmını gizlemez. Karşısındaki insanların kendisine karşı çıkmasından endişelenmez, hiç kimsenin davetini Kabul etmeyişinden ümidini kesmez; davet ve tebliğe devam eder.

Yüce Yaratıcı insanlığa gönderdiği son peygamberine şu emri vermiştir:

"Ey Rasüllüm! Rabbinden sana indirilen şeyleri insanlara tebliğ et. Bunu yapmazsan Allah'ın davetini onlara ulaştırmamış olursun. Bu konuda bir endişen olmasın; Allah seni insanlardan gelecek zararlardan koruyacaktır."( Maide, 67.)

İnsanların hak davet ile karşılaşması ve imtahanın başlaması için tebliğ şarttır. Kendisine İslam daveti ulaşmayan bir kimse, mesul değildir. Allahu Teala peygamber göndermediği veya kendilerine hak davetin ulaşmadığı kimselere azap etmeyeceğini haber vermiştir.( lsra, 15; Kasas, 59.)

Tebliğin en mühim yanı, kulları Yüce Yaratcının ayet, edeb ve hükümleri ile yüzyüze getirmek, hastaya ilacını vermektir. Böylece, ilahi hüccet ve delil ortaya konacak, insanlar mesul olacak, mükellefiyet başlayacaktır. En önemlisi kulların ahirette: "Ya Rabbi, bize doğru yolu öğreten bir kimse gelmedi, onun için sana nasıl kulluk edeceğimizi bilmiyorduk" şeklindeki mazeretleri ortadan kaldırılmış olacaktır.

Peygambelerin tebliğ sıfatı ve davet ahlakı, ümmeti için bir örnek olmalıdır. Onların Allah'a davet azmi, bu uğurdaki çileleri, sabırları, ihlasları, usulleri, uslubları, insanlara yaklaşımları iyi bilinip onlardan istifade edilmeli, örnek alınmalı, cesaret bulunmalıdır. Çünkü bugün hak din İslam'ın tebliğini son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin ümmeti yapacaktır. Bu tebliğ hem söz hem fiille olacaktır. Sözü işine, içi dışına uymayan, hayatı tutarsız ve dengesiz olan kimseler, bu dini temsil ve tebliğ edemezler. Hele dini kullanarak dünyalık kazanmaya çalışanlar, dünyada marifetin, ahirette cennetin kokusunu koklayamazlar.