|
İÇ KAPAK YAZILARI
Hilmi! Mektûbunuza müteşekkir oldum. Sıhhatinize şükr etdim. Din ve dünyânıza en
ziyâde yarıyan ve dîn-i islâmda misli te’lîf olmıyan (Mektûbât) kitâbını
okuyup, ba’zısını anlamak, çok ziyâde bir fadl ve ihsândır. Bu ihsâna
kavuşduğunu anlayınca, Rabbime çok şükr eyledim.
Abdülhakîm-i Arvâsî
********************
TENBÎH: Bir çocuk ve bir hayvan yavrusu dünyâya gelir gelmez, bütün
a’zâları ve his organları çalışmağa başlıyor. Bunların âhenkli, muntazam
çalışmalarıyla yaşamağa devâm ediyor. Bu hâl, bütün akl sâhiblerini, bütün ilm
adamlarını hayretde bırakıyor. Bu organları var eden ve böyle çalışdıran sonsuz
kuvvet sâhibinin ismi (Allah)dır. Allahın var olduğunu anlamayan kimse
yokdur. İnsanların gözünde kuvvet olsaydı, kendisini görürlerdi. Her insana, her
iyiliği, her râhatlığı gönderen ve her derdi, her sıkıntıyı gönderen Allahdır.
Ni’met gelince şükr, derd gelince, istigfâr ve sabr etmelidir. Derdler, ni’metin
kıymetinin anlaşılmasına sebeb olmakdadır. İstigfârın ve sabrın sevâbı pek
çokdur. Dünyâdaki derdler, âhıretde çok sevâb verilmesine sebeb olmakdadır.
Her gün (Estagfirullah min külli mâ kerihallah) çok okumalıdır. Bunun
ma’nâsı, (Yâ Rabbî, râzı olmadığın, beğenmediğin şeylerden, yapdıklarımızı afv
et! Yapmadıklarımı yapmakdan koru!)dır.
KELİME-İ TENZÎH
(Sübhânallahi ve bi-hamdihi sübhânallahil-azîm). Bu kelime-i tenzîh, bu
kitâbın 307 ve 308.ci mektûblarında yazılıdır. Bunu, sabâh ve akşam yüz kerre
okuyanın günâhları afv olur. Derdlerden kurtulur. Bir dahâ günâh işlemekden
muhâfaza olunur.
Bugün, müslimânlar üç fırkaya ayrılmışdır.
Birincisi, Eshâb-ı kirâmın yolunda olan hakîkî müslimânlardır. Bunlara (Ehl-i
sünnet) ve (Sünnî) denir. İkincisi (Şî’î), üçüncü fırka (Vehhâbî)lerdir.
Bu ikisine (Fırka-i mel’ûne) denir. Çünki bunların müslimânlara müşrik
dedikleri (Kıyâmet ve Âhıret) kitâbımızda yazılıdır. Müslimânları bu üç
fırkaya parçalayan, yehûdîlerle ingilizlerdir. Hangi fırkadan olursa olsun,
nefsine uyan ve kalbi bozuk olan, Cehenneme gidecekdir. Her mü’min, nefsini
tezkiye için, ya’nî nefsin yaratılışında mevcûd olan küfrü ve günâhları
tenmizlemek için, her zemân çok (Lâ ilâhe illallah) okumalı ve nefsden ve
şeytândan ve kötü arkadaşlardan ve zararlı, bozuk kitâblardan gelen küfr ve
günâhlardan kalbini tasfiye için, kurtulmak için (Estagfirullah)
okumalıdır. İslâmiyyete uyanın düâları muhakkak kabûl olur. Nemâz kılmıyanın,
açık kadınlara bakanın ve harâm yiyip içenin, islâmiyyete uymadığı anlaşılır.
Bunun düâları kabûl olmaz.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
İslâmiyyeti
bildiren kitâblar pek çokdur. Bunların içinde en kıymetlisi, imâm-ı Rabbânînin
üç cild (Mektûbât) kitâbıdır. Bundan sonra, Muhammed Ma’sûmun üç cild (Mektûbât)
kitâbıdır. Muhammed Ma’sûm hazretleri, Mektûbâtın üçüncü cildinin onaltıncı
mektûbunda buyuruyor ki, (Îmân, kelime-i tevhîdin Lâ ilâhe illallah ve
Muhammedün Resûlullah iki kısmına birlikde inanmakdır). Ya’nî, müslimân olmak
için, Muhammed aleyhisselâmın Peygamber olduğuna da inanmak lâzımdır. Ya’nî
Muhammed aleyhisselâm, Allahın Peygamberidir. Allahü teâlâ, Cebrâîl ismindeki
melek ile, kendisine (Kur’ân-ı kerîm)i göndermişdir. Bu Kur’ân-ı kerîm, Allah
kelâmıdır. Muhammed aleyhisselâmın kendi düşünceleri ve felsefecilerin,
târîhcilerin sözleri değildir. Muhammed aleyhisselâm, Kur’ân-ı kerîmi tefsîr
etmişdir. Ya’nî açıklamışdır. Bu açıklamalara, (Hadîs-i şerîf) denir. İslâmiyyet,
(Kur’ân-ı kerîm) ile (Hadîs-i şerîf)lerdir. Dünyânın her yerindeki, milyonlarca
islâm kitâbı, (Kur’ân-ı kerîm) ile (Hadîs-i şerîf)lerin açıklamalarıdır.
Muhammed aleyhisselâmdan gelmiyen bir söz, islâm kitâbı olamaz. Îmân ve islâm
demek, (Kur’ân-ı kerîm) ve (Hadîs-i şerîf)lere inanmak demekdir. Onun
bildirdiklerine inanmıyan, Allah kelâmına inanmamış olur. Muhammed aleyhisselâm
Allahü teâlânın bildirdiklerini Eshâbına bildirdi. Onlar da, talebelerine
bildirdi. Bunlar da, kitâblarına yazdılar. Bu kitâbları yazan âlimlere (Ehl-i
sünnet âlimi) denir. Ehl-i sünnet kitâblarına inanan, Allah kelâmına inanmış
olur. Müslimân olur. Elhamdülillah, biz dînimizi Ehl-i sünnet âlimlerinin
kitâblarından öğreniyoruz. Dinde reformcuların, masonların uydurma kitâblarından
öğrenmiyoruz.
Resûlullah
“sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Ümmetim arasında fitne, fesâd
yayıldığı zemân, sünnetime yapışana, yüz şehîd sevâbı vardır.) Sünnete yapışmak,
Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını öğrenmekle olur. Müslimânların dört
mezhebinden herhangi birisinin âlimleri (Ehl-i sünnet âlimleri)dir. Ehl-i sünnet
âlimlerinin reîsi, İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe Nu’mân bin Sâbitdir. İngilizler,
asrlar boyunca uğraşarak, bir müslimânı hıristiyan yapamadılar. Bunu
başarabilmek için, yeni bir yol aradılar. Masonluğu kurdular. Masonlar,
islâmiyyete, ya’nî Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği ilmlere, ya’nî Muhammed
aleyhisselâmın sözlerine ve bütün dinlere, öldükden sonra tekrâr dirilmek
olduğuna, Cennetin, Cehennemin var olduğuna inanmıyorlar.
İSTİGFÂR DÜÂSI
Estagfirullâh,
estagfirullâh min külli mâ kerihallah, estagfirullâhel’azîm, ellezî lâ ilâhe
illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh. Her nemâzdan sonra üç kerre okumalı,
sonra 67 kerre yalnız (Estagfirullah) demelidir.
***********************
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi
ve sellem” buyurdu ki, (Allahü teâlânın çok sevdiği kimse, dînini öğrenen ve
başkalarına öğretendir. Dîninizi islâm âlimlerinin ağızlarından öğreniniz!)
[İslâm âlimi, Ehl-i sünnet âlimleridir. Dört mezhebin âlimleri, Ehl-i sünnet
âlimleridir.]
Hakîkî âlim
bulamıyan, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarından öğrenmeli ve bu kitâbların
yayılmasına çalışmalıdır. İlm, amel ve ihlâs sâhibi olan müslimâna (İslâm âlimi)
denir. Bu üçünden biri noksan olup da, kendini âlim tanıtana (kötü din adamı,
yobaz) denir. İslâm âlimi, insanı, se’âdet kapılarını açan sebeblere kavuşdurur,
dînin bekçisidir. Yobaz, insanı, felâkete sürükleyen sebeblerin içine düşürür,
şeytânın yardımcısıdır.[1] İstigfâr düâsını okumak, derdlere, sıkıntılara mâni’
olan sebeblere kavuşdurur.
*********************
[1] İhlâs
ile amel etmek için öğrenilmeyen ilmin fâidesi olmaz. (Hadîka) cild 1, sahîfe
366 ve 367 ve (Mektûbât) cild 1. 36, 40, 59.cu ve 157.ci mektûblarına bakınız!
geri
mektubat
ileri
|